Bugün Türkiye Cumhuriyeti'nin yurttaşlarından birisi kendisinden beklenen, benim için sürpriz olmayan, ""protesto eylemini"" yaptı ve Irak'lı gazeteciden sonra ayakkabı ile suikast girişiminde bulunan ikinci ""kahraman"" olarak tarihe geçti.
Muhtemelen bu ""kahraman Türk"" IMF Başkanı'na ayakkabı fırlattığı vakitte Türkiye'nin pek çok noktasında yüzbinlerce ""romantik sosyalist"" ve ""dindar"" yurttaşımız da acaba nasıl eder de bu adaletsiz düzeni değiştirir, gelir dağılımındaki çarpıklığı gideriririz, yoksulluğu ortadan kaldırırız vs diye ""kafa"" yoruyorlardı.
Muhtemeldir ki buldukları çözümü özetlediğimizde İngiliz Roman Kahramanı ROBIN HOOD'tan ibarettir. Tabiidir ki bu ""romantik sosyalist"" ve ""dindar"" yurttaşlarımız ""kafalarını"" böylesine ulvi meselelere yordukları ve değerli vakitlerini ayırdıkları için harap ve bitap düşeceklerdir. Buldukları ""mucizevi"" çözümü kutlamak ve yorgunluk atmak münasebetiyle de ""romantik sosyalistler"" kendilerini aşka ve şaraba vuracaklar, ""dindar"" yurttaşlarımız ise, para yabancıya gitmesin diye, ""cemaatlerine"" yakın bir kebapçıda semirinceye kadar yemeğe vereceklerdir kendilerini.
Her iki grup da akşam haberlerinde ""kahraman Türk öğrencisini"" izlediklerinde, ""Helal olsun be adama, nası da fırlatmış ayakkabısını"" diyerek içten içe kıskanacaklardır bu ""protesto eylemini"" gerçekleştiren yiğit Türk gencini. Ancak bütün bunlar olurken, dünyayı değiştirme kudretine sahip olduklarını iddia eden deli dolu Anadolu aslanları, ""romantik sosyalistlerimiz"" ve ""mütedeyyin kardeşlerimiz"" bir an için dahi olsa
""Yahu, en az haftada bir kez dünyayı kurtarıyoruz ve ardından kişi başı 10 TL kadar parayı İSRAF edip sanal zaferimizi kutluyoruz, halbuki bu parayla kaç çocuğu sevindirebilirdik?"" diye sormuyorlar bir an için dahi olsa.
Aslında ""dindar"" yurttaşların durumu ""Romantik sosyalistlere"" kıyasla daha beter zira onlar mensup oldukları ""cemaatler"" maarifetiyle sabahtan akşama kadar küfrettikleri ""kapitalist düzene"" sermaye aktardıklarının farkında değiller.""Para yabancıya gitmesin"" diye tercih ettikleri firma ortaklarının ""Faizsiz Bankacılık"" sayesinde PARADAN PARA KAZANDIKLARI gerçeğini görmeden ""Vicdanlarını"" rahatlatmak amacıyla ""Ama bizim cemaatteki İŞADAMLARI yoksulu gözetiyor, binlerce çocuk okutuyor, burs veriyor, destek oluyor."" vs şeklinde zırvalayacaklardır. Sermayenin her geçen gün biraz daha kıymetlenerek küfrettikleri dünya düzeninin güçlenmesine hizmet ettiklerinin idrakine varmaları ise pek muhtemel değil.
Netice itibariyle ""dindar"" yurttaşlarımız ""dindar"", ""romantik sosyalistlerimiz"" ise ""romantik sosyalist"" kalmaya devam edeceklerdir. Zira her ikisi de SINIF DEĞİŞTİREMEYECEKTİR, çünkü sınıf atlayabilmeleri için veyahut hayal ettikleri ""adil dünyayı"" yaratabilmeleri için Allah'ın insanoğluna verdiği en büyük nimet olan BEYİN lazımdır. BEYİN sahibi olduğunu iddia eden insanlarınsa aslında ""NEYE ve KİME""hizmet ettiklerini görebilmeleri gerekir.
Ben uzun yıllar önce bu ""romantik sosyalist"" ve ""dindar"" arkadaşlar kadar kapasiteli beyin sahibi olmadığım gerçeğini kabullenerek ülkemi ve dünyayı kurtarma sevdasından vazgeçtim, sadece ve sadece KENDİMİ düşünmeye başladım. Bu sayede KİMSEYE hizmet edip yalakalık yapmadım. Ama bugün, şanlı Türk genci fırlattığı ayakkabı ile dünyayı değiştirmeye yeltendiği vakitlerde; Kızılay'da 1 Türk Lirası'na satılan oyuncağa hayran hayran bakıp;
""Amca bunlay ne kaday?""
diye sorup sonra 2 metre ötesinde YARA BANDI satarak evini geçindirmeye çalışan Annesinin yanına koşan çocuğu gördüğümde ""Bu kadar bencillik yeter"" diyebildim ve o çocukla PAYLAŞTIM 1 Türk Lirası'nı. Hemen ardından da Tayfun TALİPOĞLU'nun Bam Teli ve bir Cuma namazı çıkışı geldi aklıma:
Talipoğlu, Ağrı'nin bilmem neresindeki bir köyde, 6-7 yaşlarında bir çocukla başlıyor sohbete;
Talipoğlu: Ne olacaksın büyüyünce?
Çocuk: Doktor
Talipoğlu: Neden doktor?
Çocuk: Annem hasta oldu, biz onu doktora götüremedik çünkü para yoktu. Annem ÖLDÜ!
Talipoğlu:--------
Cuma namazı çıkışı:
Dilenci çocuk: Amca nolur, bi ekmek parası, bi kalem parası, babam öldü...
Namazdan çıkan adam çocukları uzaklaştırır, azarlar, ters sözler söyler.
Ben düşünürüm; bu çocuklar bu işi meslek haline getirmiş bile olsa bu adam bunu biliyor olamaz, bilse bile onca insanın içinde o çocukları rencide edemez, ""cemaat holdinglerinden"" gelip de para isteyen ""tahsilat memurlarına"" da aynı şekilde "Dağılın uleyn"" diye bağırabilir mi bu ""dindar"" adam? Yoksa tahsilat memurlarına bağırmanın GÜNAHINDAN korkan o adam sesini çıkarmadan yoluna devam mı eder?
Ben o çocukları unutmuyorum ve unutmayacağım, bugün ""Amca bunlay ne kaday?"" diye soran çocuğu unutmayacağım gibi. Ama dediğim gibi ""romantik sosyalistler"" ve ""dindar"" yurttaşlarımız kadar yüksek kapasitede beyine sahip değilim, dolayısıyla KENDİMİ düşünmeye devam edeceğim ama asla ve kat'a ONUN ADAMI, BUNUN ADAMI kategorisine girmeyeceğim.
Romantik sosyalist arkadaşlar paralarını aşka ve şaraba, ""dindar"" arkadaşlar da ""cemaat holdinglerine"" yatırmaya devam etsinler ama unutmasınlar Sosyalizmde de Gerçek İslam'da da sınıf ayrımı yoktur, onların adamı, bizim adamımız ayırımı yoktur. HAK eden HAKKINI alır.
Muhtemelen bu ""kahraman Türk"" IMF Başkanı'na ayakkabı fırlattığı vakitte Türkiye'nin pek çok noktasında yüzbinlerce ""romantik sosyalist"" ve ""dindar"" yurttaşımız da acaba nasıl eder de bu adaletsiz düzeni değiştirir, gelir dağılımındaki çarpıklığı gideriririz, yoksulluğu ortadan kaldırırız vs diye ""kafa"" yoruyorlardı.
Muhtemeldir ki buldukları çözümü özetlediğimizde İngiliz Roman Kahramanı ROBIN HOOD'tan ibarettir. Tabiidir ki bu ""romantik sosyalist"" ve ""dindar"" yurttaşlarımız ""kafalarını"" böylesine ulvi meselelere yordukları ve değerli vakitlerini ayırdıkları için harap ve bitap düşeceklerdir. Buldukları ""mucizevi"" çözümü kutlamak ve yorgunluk atmak münasebetiyle de ""romantik sosyalistler"" kendilerini aşka ve şaraba vuracaklar, ""dindar"" yurttaşlarımız ise, para yabancıya gitmesin diye, ""cemaatlerine"" yakın bir kebapçıda semirinceye kadar yemeğe vereceklerdir kendilerini.
Her iki grup da akşam haberlerinde ""kahraman Türk öğrencisini"" izlediklerinde, ""Helal olsun be adama, nası da fırlatmış ayakkabısını"" diyerek içten içe kıskanacaklardır bu ""protesto eylemini"" gerçekleştiren yiğit Türk gencini. Ancak bütün bunlar olurken, dünyayı değiştirme kudretine sahip olduklarını iddia eden deli dolu Anadolu aslanları, ""romantik sosyalistlerimiz"" ve ""mütedeyyin kardeşlerimiz"" bir an için dahi olsa
""Yahu, en az haftada bir kez dünyayı kurtarıyoruz ve ardından kişi başı 10 TL kadar parayı İSRAF edip sanal zaferimizi kutluyoruz, halbuki bu parayla kaç çocuğu sevindirebilirdik?"" diye sormuyorlar bir an için dahi olsa.
Aslında ""dindar"" yurttaşların durumu ""Romantik sosyalistlere"" kıyasla daha beter zira onlar mensup oldukları ""cemaatler"" maarifetiyle sabahtan akşama kadar küfrettikleri ""kapitalist düzene"" sermaye aktardıklarının farkında değiller.""Para yabancıya gitmesin"" diye tercih ettikleri firma ortaklarının ""Faizsiz Bankacılık"" sayesinde PARADAN PARA KAZANDIKLARI gerçeğini görmeden ""Vicdanlarını"" rahatlatmak amacıyla ""Ama bizim cemaatteki İŞADAMLARI yoksulu gözetiyor, binlerce çocuk okutuyor, burs veriyor, destek oluyor."" vs şeklinde zırvalayacaklardır. Sermayenin her geçen gün biraz daha kıymetlenerek küfrettikleri dünya düzeninin güçlenmesine hizmet ettiklerinin idrakine varmaları ise pek muhtemel değil.
Netice itibariyle ""dindar"" yurttaşlarımız ""dindar"", ""romantik sosyalistlerimiz"" ise ""romantik sosyalist"" kalmaya devam edeceklerdir. Zira her ikisi de SINIF DEĞİŞTİREMEYECEKTİR, çünkü sınıf atlayabilmeleri için veyahut hayal ettikleri ""adil dünyayı"" yaratabilmeleri için Allah'ın insanoğluna verdiği en büyük nimet olan BEYİN lazımdır. BEYİN sahibi olduğunu iddia eden insanlarınsa aslında ""NEYE ve KİME""hizmet ettiklerini görebilmeleri gerekir.
Ben uzun yıllar önce bu ""romantik sosyalist"" ve ""dindar"" arkadaşlar kadar kapasiteli beyin sahibi olmadığım gerçeğini kabullenerek ülkemi ve dünyayı kurtarma sevdasından vazgeçtim, sadece ve sadece KENDİMİ düşünmeye başladım. Bu sayede KİMSEYE hizmet edip yalakalık yapmadım. Ama bugün, şanlı Türk genci fırlattığı ayakkabı ile dünyayı değiştirmeye yeltendiği vakitlerde; Kızılay'da 1 Türk Lirası'na satılan oyuncağa hayran hayran bakıp;
""Amca bunlay ne kaday?""
diye sorup sonra 2 metre ötesinde YARA BANDI satarak evini geçindirmeye çalışan Annesinin yanına koşan çocuğu gördüğümde ""Bu kadar bencillik yeter"" diyebildim ve o çocukla PAYLAŞTIM 1 Türk Lirası'nı. Hemen ardından da Tayfun TALİPOĞLU'nun Bam Teli ve bir Cuma namazı çıkışı geldi aklıma:
Talipoğlu, Ağrı'nin bilmem neresindeki bir köyde, 6-7 yaşlarında bir çocukla başlıyor sohbete;
Talipoğlu: Ne olacaksın büyüyünce?
Çocuk: Doktor
Talipoğlu: Neden doktor?
Çocuk: Annem hasta oldu, biz onu doktora götüremedik çünkü para yoktu. Annem ÖLDÜ!
Talipoğlu:--------
Cuma namazı çıkışı:
Dilenci çocuk: Amca nolur, bi ekmek parası, bi kalem parası, babam öldü...
Namazdan çıkan adam çocukları uzaklaştırır, azarlar, ters sözler söyler.
Ben düşünürüm; bu çocuklar bu işi meslek haline getirmiş bile olsa bu adam bunu biliyor olamaz, bilse bile onca insanın içinde o çocukları rencide edemez, ""cemaat holdinglerinden"" gelip de para isteyen ""tahsilat memurlarına"" da aynı şekilde "Dağılın uleyn"" diye bağırabilir mi bu ""dindar"" adam? Yoksa tahsilat memurlarına bağırmanın GÜNAHINDAN korkan o adam sesini çıkarmadan yoluna devam mı eder?
Ben o çocukları unutmuyorum ve unutmayacağım, bugün ""Amca bunlay ne kaday?"" diye soran çocuğu unutmayacağım gibi. Ama dediğim gibi ""romantik sosyalistler"" ve ""dindar"" yurttaşlarımız kadar yüksek kapasitede beyine sahip değilim, dolayısıyla KENDİMİ düşünmeye devam edeceğim ama asla ve kat'a ONUN ADAMI, BUNUN ADAMI kategorisine girmeyeceğim.
Romantik sosyalist arkadaşlar paralarını aşka ve şaraba, ""dindar"" arkadaşlar da ""cemaat holdinglerine"" yatırmaya devam etsinler ama unutmasınlar Sosyalizmde de Gerçek İslam'da da sınıf ayrımı yoktur, onların adamı, bizim adamımız ayırımı yoktur. HAK eden HAKKINI alır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder