10 Aralık 2009 Perşembe

Diyarbakır'da ölen genç ve İstanbul'da ölen kız: Sırada kimler var?

Hafızam kuvvetli sayılır ama ne olur ne olmaz unutmamak için buraya not ediyorum bugün olanları

Amerikan Prezidenti Hüseyin Barak Obama bugün Nobel BARIŞ Ödülü aldı, yada ona verdiler :) herneyse

Aşağı yukarı aynı vakitte okuldaydım. Kimya bölümünün önünde, rektörlük binasına karşı kurdukları masalarda yıllardan beri ""demokrasi, barış, özgürlük, insan hakları, eş cinsel hakları vs vs vs "" savunan hararetli öğrenci grubunu görünce gidip konuşmak ve EĞER VARSA!!! FİKİRLERİNİ, DÜŞÜNCELERİNİ öğrenmek istedim çünkü geçen hafta Diyarbakır'da ölen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı genç için eylem yapacaklarını ilan ediyorlardı.

Masaya yaklaşıp;

"Merhaba, Diyarbakır'da ölen arkadaş için bir şeyler yapıyorsunuz sanırım"

dedim. "arkadaş" kelimesi bu hararetli genç öğrenci grubunu sevindirdi, tebessüm ederek;

"Evet hocam, polis kurşunu ile ölen arkadaş için eylem yapıyoruz ve bu olayı protesto ediyoruz" dediler.

az sonra işitecekleri gülümseyen yüzlerinin öfke kin ve nefretle ifadeleriyle kaplanmasına sebep olacaktı. Çünkü;

"KEŞKE geçen hafta İstanbul'da 1 derece YANIK sebebiyle ölen 17 yaşındaki genç kızın resmi de olsaydı burada, belki o zaman BİRLİKTE olabilirdik!" dedim

Tahminlerimde yanılmamıştım kendilerine ait FİKİRLERİ, DÜŞÜNCELERİ olmadığı için böyle bir öneriye ne diyeceklerini bilemediler. Sonra başladılar zırvalamaya, o kadar zırvaladılar ki molotof kokteyliyle yakılan bir otobüste sıkışıp ynan, 1 ay hastanede can çekişen ve sonunda gözlerini kapatan Serap'ın hikayesi için,

"O terörist bir eylem değildi" diyebildiler.

Ben ısrarla amacınız BARIŞ, değil mi? diye sormama rağmen bu zavallılar ezberlerini bozmadılar ve "devlet terörü, devlet terörü, pe ke ke ..." diyip durdular. Ezberlerini bozmalarını beklemiyordum zira BİREY olamamış, SÜRÜ psikolojisinden kurtulamamış olanların kendilerine ait düşünceleri olamaz, dolayısıyla EZBERLEDİKLERİNİ dile getirir dururlar.

Ezberlerini o kadar iyi yapmışlardı ki, benim arada

"Serap'ın resmi de burada olsaydı ve haksız yere savunmasız insanları öldüren herkese karşıyız diyebilseniz belki sizinle birlikte olabilirdik"

cümlemi idrak edemediler.

Şimdi düşünüyorum; bu olay Ankara'nın ortasında bir üniversite kampüsünde gerçekleşti ve bu "üniversite eğitimi alan" zavallılar dahi EMPATİ yapma yeteneğinden yoksunken eline silah alıp dağa çıkmış, okuma yazma bilmeyen insanlar nasıl olup da Türkiye Cumhuriyeti nin bütünlüğüne sadık kalacaklar?

Ben masadaki heyecanlı öğrencilere;

"eyleminize 1,000 kişinin katılmasını hedeflediniz belki ama bu şekilde hareket ederseniz 100 kişi bile toplayamazsınız. Biraz empati yapabilip de Serap'ın katillerini de protesto ediyoruz diyebilseydiniz, değil bin belki de 10,000 kişi toplardınız. BARIŞA o zaman hizmet edebilirdiniz. Biraz da bunu DÜŞÜNÜN!"

deyip ayrılırken, onlar hala "demokrasi, barış, insan hakları, eş cinsel hakları vs vs vs " savunmaya devam ediyorlardı.AÇILIMA bu seviyede KAPALI "demokrasi, barış, insan hakları, eşcinsel hakları" sevdalıları olduğu müddetçe bu ülkede huzur içinde yaşamak zor görünüyor. AÇILIMIN içini aklınıza gelen her türlü şeyle doldurun bunlar "istemeüzk" demeye devam edecekler zira maksatları üzüm yemek değil bağcıyı dövmek. Diyarbakırda ölen genç de İstanbul da ölen kız da bu zavallıların umurund değil. Ya OYUNUN FARKINDA DEĞİLLER yada tek kelime ile HAİNLER.

Memleketin geleceğine dair ümitvar düşüncelerimi törpüleyen zavallıların yarın öbür gün ellerine üniversite diploması alacklarını farkedince aklıma şu atasözümüz geldi.

"Okumakla adam olunmaz, eşşeklik baki kalır!"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder